GOYNEM KASABASI – BEYSEHiR

Bismillahirrahmanirrahim

Aralık, 2007 için Arşiv

Herkes ameline göre haşrolur

Yazan: goynemli Aralık 16, 2007

Herkes ameline göre haşrolur

Sual:

Kıyamette insanlar haşrolurken herkes iyi kötü karışık mı olacak, yoksa iyiler ayrı mı olacak?

CEVAP

Kur’an-ı kerimde mealen, (Hepiniz bölük bölük gelirsiniz) buyurulmaktadır. (Nebe 18)
Peygamber efendimize bu âyet-i kerimenin manası sorulmuş, O da uzun şekilde açıklamıştır. İnsanların yaptığı amellere göre çeşitli şekillerde haşrolunacağı bildirilmiştir. Hadis-i şerifin sonunda buyuruluyor ki:

(Maymun suretinde olanlar koğuculuk edenlerdir. Hınzır şeklinde olanlar haram yiyenlerdir. Başı üstü sürünenler, riba
yiyenlerdir. Körler, hüküm verirken haksızlık edenlerdir. Dilsiz ve sağır olanlar, amellerini beğenenlerdir. Dilleri göğüslerine sarkık olanlar, işleri sözlerine uymayan âlimlerdir. El ve ayakları kesik olanlar, komşularını incitenlerdir. Pis kokulu olarak gelenler, içki içen ve zina eden ve zekat vermeyenlerdir. Katrandan elbise giyenler, insanlara karşı büyüklenip kibirlenenlerdir. Allahü teâlâ hepsinden korusun!) [Tibyan]

Daha başka şekillerde de hesap yerine gidileceği bildirilmiştir. Burada bildirilenler, günah işleyip de tevbe etmeden ölenler içindir. Tevbe edenler veya sevabı günahından daha fazla olan kimseler o şekilde haşredilmezler.

Akıllı kimse, hiçbir günahı küçük görmemeli, hepsinden kaçmalıdır.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, KIYAMET, MAHŞER, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Mehdî

Yazan: goynemli Aralık 16, 2007

Mehdî

Bu kavram ‘hedy-hidayet’ kökünden türemiş bir kelimedir. ‘Hedy’; doğru yolu bulmak, yol göstermek, hidâyeti göstermek demektir. ‘Mehdi’nin sözlük anlamı, hidayete eren, doğru yolu bulan, Allah’ın hak olan yola yönelttiği kimse demektir.

Bu kelime sözlük anlamına uygun olarak şairler tarafından Peygamberimizi övmek için kullanılmıştır. Ayrıca dört halifeye de ‘mehdi’ dendiği olmuştur. (Hutbelerde okunan dualarda dört halife hakkında ‘mürşidûn-mehdiyyûn- irşad ediciler, hidayette olanlar’ şeklinde övgü cümleleri geçmektedir.) Hz. Hüseyin ve bazı halifeler hakkında övgü sözü olarak ‘mehdi’ sıfatı kullanılmıştır. İslâm tarihinde ‘Mehdi’; kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların alıp yürüdüğü yeryüzünü, adaletle dolduracağı, İslâm’ı hâkim kılacağı sanılan kişidir.

Mehdi’nin günün birinde geleceğiyle ilgili hadis kitaplarında âhad (tek râvi kanalıyla gelen) hadisler bulunmaktadır ama bunların içerisinde birbiriyle çelişen haberler vardır. Buharî ve Müslim’in kitaplarında ise mehdi kelimesi geçen bir hadis yoktur. Kur’an’da mehdi’yi gösteren en ufak bir işarete de rastlamak mümkün değildir. Bazı hadis rivâyetlerine göre mehdi, Ehl-i Beyt’tendir ve Fâtıma (r. anhâ) soyundandır (Ebû Dâvud, Mehdi, hadis no: 4282-4284, 4/106; İbn Mâce, Fiten 34, hadis no: 4082-4088, 2/1366). Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa mehdinin gönderileceği haber veriliyor (Ebû Dâvud, Mehdi, hadis no: 4282-4283, 4/106; Ahmed bin Hanbel; nak. Ş. Isl. Ans. 4/107).

İlk dönem itikat kitaplarında mehdi konusu yer almamıştır. Ancak daha sonra yazılan Akaid kitaplarında mehdiden bahsedilmektedir. Mehdiden bahseden hadisler mütevâtir olmadığı için, bu konu iman konuları içerisinde yer almaması gerekir. Ancak, İslâm tarihinde mehdi iddiasıyla bir çok insan çıktı, insanlar bazılarına mehdi diye uydular ve bir çoğu da bir mehdi beklentisi içerisinde oldular.

Mehdi meselesi İslâm tarihinin başlangıcında ortaya çıkan siyasî tartışmalar ve siyasî mezhepleşmelerden sonra daha çok gündeme gelmiştir. Özellikle Şîîlerde mehdi inancı dinin esasından sayılmıştır. Onlara göre beklenen bir mehdi (mehdi-i muntazar) gelecek, kendilerini zulüm ve baskıdan kurtaracak, yeryüzünü adâletle dolduracaktır. Bu bakımdan onlar, kendilerine öncülük eden Ehl-i Beyt imamlarına mehdi gözüyle bakmışlar ve onlara itaat etmişlerdir. Onlara göre mehdi, Fâtıma (r. anhâ) soyundandır, günahsızdır ve olağanüstü özellikleri vardır. Şiilerin çeşitli kollarına göre ayrı mehdiler vardır. Onların en büyük kolu olan İmâmiyye’ye göre ise beklenen mehdi, on ikinci imam, Ebu’l Kasım Muhammed b. Hasan el-Mehdi’dir. O, küçük yaşta kaybolmuştur (gâibtir), yeniden gelecek ve zulümleri önleyecektir. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z İSA, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

Osmanlı kışlası otopark oldu

Yazan: goynemli Aralık 15, 2007

Osmanlı kışlası otopark oldu

Suudi Arabistan yönetimi, Ecyad Kalesi, cumbalı Türk evleri, garlar, köprüler, cami minarelerinin ardından 2. Abdülhamit’in kendi parasıyla yaptırdığı binayı da yıktı!

Suudi Arabistan yönetimi, Osmanlı dönemine ait ne varsa yok ediyor. 2. Abdülhamit’in kendi parasıyla 1893′te fakir hacılar için misafirhane olarak yaptırdığı, daha sonra askeri kışlaya çevrilen tarihi bina yerle bir edildi. Yönetim, 1770′te inşa edilen Ecyad Kalesi, cumbalı Türk evleri, garlar, köprüler, cami minarelerinin ardından yıktığı Osmanlı kışlasını otopark yaptı.
2. Abdülhamit, Hicaz’da sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi çalışmaları çerçevesinde, Eylül 1893′te Mekke’de fakir hacılara mahsus 6 bin kişilik bir misafirhane, bir hastane ve bir eczanenin inşaatıyla, bunlar için harcanması gereken tahmini 30 bin lirayı kendi şahsi hesabından karşıladı.

Misafirhanenin inşaatıyla önce Teftiş-i Askeri Komisyon azası Asaf Paşa görevlendirildi. Daha sonra inşaat onun yerine tayin edilen Miralay Münir Bey tarafından tamamlandı. Kâbe’ye yaklaşık yarım saat mesafedeki Cervel mevkiinde bulunan misafirhanenin inşaatına Ocak 1894′te başlandı. İstanbul ve Avrupa’dan getirtilen malzemelerle 1896′da birinci kat bitirildi. Haziran 1897′de ise bina tamamlandı. Altı bin kişilik misafirhanenin inşaatı 50 bin liradan fazla bir sarfiyatı gerektirdi, yıllık giderinin de 15 bin lira civarında olacağı hesaplandı. 2. Meşrutiyet’in ilanına kadar hizmet veren misafirhane bu dönemde kışlaya çevrildi.

HERKES KORKUYOR!
Ancak yıllarca ayakta kalmayı başaran binanın, geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan yönetimi tarafından yerle bir edildiği ortaya çıktı. Kışlayı bulmak için bir tercümanla Cervel’e doğru yola koyulduk. Durdurduğumuz ilk taksinin şoförüne, “Cervel mevkiindeki Osmanlı kışlasına gitmek istediğimizi” söyledik. Ancak taksi şoförü bilmediğini söyleyip, korku dolu bakışlarla bizi dinlemeden uzaklaştı. Daha sonra durdurduğumuz ikinci taksinin şoförüne de isteğimizi yineledik. Onun da tepkisi, “Eskiyi bırakın, yenilere bakın” oldu.
Şoförlerin tepkisi üzerine üçüncü taksi şoförüne sadece Cervel mevkiine gitmek istediğimizi söyleyerek yola çıktık. Cervel’e vardığımızda oradaki taksi şoförlerinden Osmanlı kışlasının yerini sorduk. Kimi bilmediğini söyleyip yanımızdan uzaklaşırken bir kısmı ise oranın otopark olduğunu belirtip oraya gitmenin yasak olduğunu ifade etti.

Sonunda bir taksi şoföründen yeri tarif etmesini isteyerek otopark yapılan tarihi kışlayı bulduk. Ancak önünde bekleyen asker çekim yapmamıza engel oldu. Biz de çareyi havanın kararmasında bulduk. Hava kararınca da gizlice otoparka girip fotoğraflamayı başardık.

MİLLİYET

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, HABERLER, OSMANLI TARiHi, SON DAKiKA HABERLERi, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Ölülerin diriltilmesi

Yazan: goynemli Aralık 15, 2007

Ölülerin diriltilmesi

Sual: Bir ateist, (Kemikleri çürüyüp toprak olmuş bir ceset tekrar dirilmez. Dirilecek demek eskilerin masallarıdır) diyor. Buna nasıl bir cevap verebiliriz? Bu konuda âyet yok mudur?

CEVAP

Müslümanlar nasıl ki müslüman atalarının yolunda ise, ateistlerin de dinsiz atalarının yolunda olduğu yukarıdaki sorudan anlaşılmaktadır. Bakın onların bir atası da aynı şeyi savunmuş:
Bir kâfir, eline bir insan kemiği alır, Resulullah efendimizin yanına gelir, kemiği ufalayıp üfledikten sonra, meydan okurcasına
(Ölülerin, dirileceğini söylüyorsun. Bu çürümüş kemik, nasıl dirilir?) diye sorar. Resulullah efendimiz, (Elbette, kâinatı yoktan yaratan Allahü teâlâ, onu canlandırır, seni de öldürüp, diriltir ve Cehenneme sokar) buyurur. (Beydavi, Hakim)

Sonra şu mealdeki âyetler iner:
(İnsan bilmez mi ki, biz onu bir damla nutfeden yarattık. O [inkârcı], apaçık düşman kesilip kendi yaratılışını düşünmeden bize örnek getirmeye kalkışarak “şu çürümüş kemikleri kim diriltir” der. De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecektir.) [Yasin 77-79]

Bu konuda çok âyet var, ateist âyete inanmaz; ama biz yine de bazılarını bildirelim:
(İnkârcılar, “Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra dirilecek miyiz? And olsun ki, bu tehdit, bize olduğu gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.) [Neml 67, 68]

(İlk yaratışta âcizlik mi gösterdik? [diriltmekten niçin âciz kalalım] Onlar dirilteceğimizden niye şüphe ederler ki?) [Kaf 15]

(Gökleri ve yeri yaratan Allah
`ın, onların benzerlerini de [kendilerinin aynı olan insanları da] tekrar yaratmaya kadir olduğunu düşünemiyorlar mı? Allah onlar için elbette belli bir ecel tayin etmiştir. Buna rağmen zalimler, inkârlarında direnirler.) [İsra 99]

(Bizi kim diriltir derler. De ki, sizi ilk defa yaratan diriltir.
[Alaylı bir tarzda] başlarını sallayıp “Ne zaman” derler. De ki, yakındır.) [İsra 51]

(Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüpheniz varsa,
[bilin ki] biz, sizi [Âdem'den, Âdem'i de] topraktan, sonra nutfeden [spermadan] sonra alekadan [embriyodan] sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yarattık. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra bir bebek olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, ömrünün en verimsiz çağına ulaştırılır ki bilirken bilmez hale gelir. Yeryüzünü de kupkuru, ölü bir halde görürsün; ama biz onun üzerine yağmur indirince, harekete geçer, kabarır ve her çeşit, çift çift bitki bitirir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Allah elbette haktır, ölüleri o diriltir ve o her şeye kadirdir. Kıyamet de şüphesiz gelecek ve muhakkak Allah kabirlerdekileri de diriltecektir.) [Hac 5-7]

(O gün yer yarılıp, halk kabirlerinden süratle çıkar. Bunları diriltip toplamak bizim için kolaydır.) [Kaf 44]

(Göğün ve yerin Onun emri ile durması da Onun
[Allah`ın varlığının] delillerindendir. Sonra sizi çağırdı mı hemen topraktan (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.) [Rum 25]

(Kâfirler, öldükten sonra dirilmeyeceklerini sandılar. De ki, Rabbime yemin ederim ki, elbette diriltileceksiniz ve işledikleriniz size bildirilecektir. Bu Allah için kolaydır.)
[Tegabün 7]

(Ölüleri ancak biz diriltiriz.)
[Yasin 12]

(İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor? Evet, biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle, yeniden yaratmaya kadiriz.)
[Kıyamet 3,4] (Bilindiği gibi herkesin parmak izi farklıdır. Bu daha yakın zamanda keşfedildi. Allahü teâlâ, hepinizde farklı olan parmak uçlarınızdaki çizgilere kadar aynen yaratmaya gücümüz yeter buyuruyor.)

Yazı kategorisi: GENEL, GÜNCEL, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ÖLÜM - ECEL | » yorum bırak;

2007 KURBAN BAYRAMI NAMAZ VAKiTLERi (Turkiye ve Dunyanin her yerinden)

Yazan: goynemli Aralık 15, 2007

2007 KURBAN BAYRAMI NAMAZ VAKiTLERi

(Turkiye ve Dunyanin her yerinden Bayram namaz vakitleri)

Asagidaki Linke TIKLAYIN

http://diyanet7.diyanet.gov.tr/turkish/vakithes_baynamaz.asp

Yazı kategorisi: BAYRAM GÜNÜ NE YAPILIR, BAYRAM NAMAZ VAKİTLERİ, DUYURULAR, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, KURBAN, NAMAZ, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

HELAL VE HARAM.. (çok güzel bir hikaye)

Yazan: goynemli Aralık 14, 2007

 

 HELAL VE HARAM.. (çok güzel bir hikaye)

Gencin birisi Kabe’de hep,

- “Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim,” diye dua eder.

Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi:

- “Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka birşey bilmiyor musun?,” der.

O da anlatır:

Yedi sekiz sene önce yine Kabe’de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam bin altın vardı. içimden bir ses:

- “Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın” diyordu. Hayır dedim kendi kendime. Bu benim değil. Başkasının malı, kullanmam haram olur dedim. Bu sırada birisi

- “şöyle bir torba bulan var mı?” diye bağırıyordu. çağırdım onu.

- “Nasıl bir torbaydı? içinde ne vardı?” diye sordum. Torbayı tarif etti ve “içinde bin altın vardı” dedi.

- “Torban burada.” diyerek verdim. Adam torbayı açıp bana otuz altın verdi. Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim,

- “Bu köle için ne istiyorsunuz?” dedim. “Otuz altın dediler”. Adamdan aldığım otuz altını verip genci satın aldım. Bir iki yıl geçti. Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum. Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki,

- “Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın. Onlara otuz bin altından aşağıya satma.” dedi. O kişiler yanıma geldi.

- “Bu esiri bize satar mısın?” dediler. “Satarım.” dedim. “Altmış altın verelim.” dediler. Ben de “Olmaz.” dedim.

- “Sen bunu pazardan otuz altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz” dediler.

- “öyleyse gidin pazardan alın.” dedim. Arttıra arttıra yirmibin altına kadar çıktılar. Otuzbin altından aşağı olmaz dedim. çaresiz kabul ettiler. Ben o otuzbin altın ile işyerleri açtım. Ticaret yaptım. Daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlarım,

- “çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var. Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim.” dediler.

- Ben de “Olur.” dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, “Bu nedir?” dedim.

- “içinde 970 altın var. Babam Kabe’de bunu kaybetmiş. Bulan gence otuzunu vermiş. Kalanını da bana hediye etti. çeyizine koyarsın dedi” diye anlattı. Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş. Vermese idim haram yoldan gelecekti. şimdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbim’e hamd ederim.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GÜNCEL, Gündem, HARAM & HELAL, HARAM ve HELAL, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Hristiyan babadan müslüman kızına kurban parası

Yazan: goynemli Aralık 14, 2007

Hristiyan babadan müslüman kızına kurban parası

Hristiyan babadan müslüman kızına kurban parasıAntalya’nın Manavgat ilçesinde ramazan ayının üçüncü cumasında İslam dinini seçerek Müslüman olan Danimarkalı bilgisayar proğramcısı Ghita Desiree Olsen(24), Kurban Bayramı’da dini vecibesini yerine getirmek için koç kurban edecek. Hristiyan baba Sien Olsen, Müslüman olan kızının yeni dininin icaplarını yerine getirmede yardımcı olmak için 400 YTL kurbanlık parası verdi.

Bir yıl önce Manavgat’ın Kızılot beldesinden ev satın alarak Türkiye’ye yerleştiklerini ifade eden Danimarkalı G. Desiree Olsen, 28 Eylül 2007 tarihinde Manavgat Müftülüğü’nde ihtida(din değiştirme) töreni ile Müslüman olarak Deniz ismini aldığını söyledi. Kurban Bayramını ülkesindeki işlerinden ötürü Kopenhag’daki evlerinde geçireceğini belirten Olsen, kurban kesimini ise Kopenhag’ta yaşayan Müslüman ailelerle birlikte yapacağını ifade etti.

Olsen, “Babamın bu jestini hiç bir zaman unutmayacağım. Ailem yeni dinimin vecibelerini yerine getirme konusunda bana çok yardımcı oluyor. Annem, babam ve kardeşlerimin de Müslüman olması için dua ediyorum. Müslüman olduktan sonra ilk heyecanım oruç tutmaktı. İkinci heyecanım ise kurban kesmek olacak.” diye konuştu.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, HABERLER, SON DAKiKA HABERLERi, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Bir Bilsen Ey Dost Kimler Aldandı

Yazan: goynemli Aralık 14, 2007

Bir Bilsen Ey Dost Kimler Aldandı

– Cehennemi hesaba katmayan dindar aldandi!
Çünkü Kur’an şöyle anlatti: ‘Allah tarafindan hiç hesaba katmadiklari karşilarina çıkıverdi…’ (Zumer 47)

– Cennetteki yerini hazir bilen herkes aldandı!
Zira Kur’an ‘O öyle sizin kuruntu ve hayallerinizle olacak iş değil.’ buyurmuştu. (Nisa 123)

– Ölüm yokmuş gibi yaşayan dünyaperest aldandı!
Zira Kur’an turrayi şöyle basti: ‘Her nerede olursaniz olunuz ölum size yetişir! Velev eflake ser cekmiş surlarda bulunun!’ (Nisa 78)

– Ameline güvenen abid aldandi!
çünku Efendimiz (as) şöyle ferman buyurdu:
“Zinhar aldanmayin! Hiç kimse ameli ile kurtulamaz!”
Soruldu: “Sen de mi Ya Rasulallah?”
Cevap verdi: “Evet ben de!”

– Salih amel isliyorum sanan riyakar aldandi!
Çünkü Kutsi Hadiste Allah Teala soyle buyurdu: “..Kim bir amel isler de o amele benimle birlikte bir başkasini ortak ederse onu ve şirkini baş başa bırakırım.”

–Aleme telkin verip kendini unutan vaiz aldandi!”
Insanlara iyilik emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitap okuyorsunuz, artik akıl etmez misiniz?’ (Bakara 44)

– Rabbini birakip hevasina kulluk eden aldandi!
‘Gördun mü o hevasini ilah edineni? Artik ona sen mi vekil olacaksin. Yoksa onlarin çoğunu işitirler veya akil ederler mi saniyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hatta gidişce daha sapkindirlar?’ (Furkan 43-44)

– Rahmete güvenip kendini emniyete salan fasik aldandi!
‘Allah’in kendilerine kuracagi plandan emin mi oldular? Kendilerine yazik eden kavimlerden başkasi Allah’in mekrinden emin olmaz!’ (A’raf 98)

– Yolunun eğriliğinden şüphe etmeyen kendini bilmez aldandi!
‘Tuttuklari yol sebebiyle dünya hayatindaki bütün çabalari boşa gitmiştir de zannederler ki cidden iyi bir iş yapıyorlar.’ (Kehf 104)

– Kendini hizmette bilip, kılını dahi kıpırdatmayanlar aldandı!
‘Allah gayret gösterip cihat edenlere, olduğu yere mıhlanıp kalanların çok uzerinde bir ecr-i azim ihsan etmiştir.’ (Nisa 95)

– Nasıl desem bilmem ki Namazsız aldandı!
Hele bir baksan ya Kur’an nasil anlattı: ‘Ashabi yemin Cennetten seslenip mucrimlere soruyorlar, sizin bu sekar cehennemine girmenize ne sebep oldu? Diye.
Onlar da diyorlar: ‘Biz namaz kılanlardan degildik…’ (Muddessir 39-43)

- ‘Ben bundan sonra kurtulmam.’ diyen me’yus aldandı!
‘De ki: Gunah islemek suretiyle öz-nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım! Allah’in rahmetinden umidi kesmeyin, çünku Allah butun günahlari magfiret buyurur. Şüphesiz o öyle gafur, öyle rahim. Onun icin umidi kesmeyin de başiniza azap gelmeden evvel tevbe ile Rabbinize dehalet edin ve ona halis müslümanlik yapın, sonra kurtulamazsiniz!’ (Zumer 53-54)

- ‘Allah dilemeseydi gunahkar mi olurdum!’ diyen kaderci aldandi!
‘Diyecegi gün bir nefis: Eyvah! Allah yaninda yaptigim eksikliklerden dolayi hasretime bak, doğrusu ben eğlenenlerden idim. Yahut diyecegi: Allah bana yolunu gösterse idi ben de muttakilerden, Allah’tan korkan dindarlardan olurdum.’ (Zumer 56-57)

- ‘Keşke her günahim bunun gibi olsa.’ diyen muznib aldandi!
Zira Sahabe Hazreti Enes şöyle anlattı: “Sizler, size göre sac kilindan ince, kiymeti olmayan işler yapiyor, günahlar işliyorsunuz. Lakin biz onlari Rasulullah zamaninda helak sebebi sayiyorduk.”

- ‘Bakma! Benim kalbim temiz.’ diyen amelsiz aldandi
‘Yemin olsun ki zamana! Insan mutlak husranda. Ancak şunlar mustesna: Onlar iman edip salih salih amel işlediler!..’ (Asr 1-3)

- ‘Bir lokma bir hirka devirleri geçti artik; bu zamanda her sey para!’ diyen zengin aldandi!
‘Oyaladi o malda çokluk kuruntusu sizleri. Ta.. ziyaret edisinize kadar kabirleri. Oyle degil, ileride bileceksiniz. Sonra öyle degil ileride bileceksiniz. Oyle degil ilmel-yakin bileceksiniz. Kasem olsun o cehennem ateşini çaresiz, goreceksiniz. Sonra kasem olsun onu çaresiz, aynel- yakin göreceksiniz. Sonra kasem olsun o gun mallarinizdan hesaba çekileceksiniz!’ (Tekasur Suresi)

- ‘Bu zamanda da bu olur mu canım!’ diyen cahil aldandi!
‘Rabbinin kelimesi doğrulukca da adaletce de tam kemalindedir, onun kelimelerini degistirebilecek yok, isiten de O, bilen de O. Yerdekilerin coguna uyarsan seni Allah yolundan saptirirlar, onlar sirf zan ardina gider ve sade atarlar.’ (A’raf 115-116)

- ‘Göreceksin biz nice haci-hocadan önce girecegiz cennete!’ diyen nadan aldandi!
‘Şüphesiz korunan muttakiler içindir Rablerinin katinda na’im Cennetleri. Artik muslimleri mucrimler gibi kilar miyiz? Neniz var? Nasil hukmediyorsunuz? Yoksa size mahsus bir kitap var da onda şu dersi mi okuyorsunuz?’ (Kalem 34-37)

–’Hem ondan hem bundan lazim; öyle tek tarafli, a-sosyal olmaz.’ diyen bihaber aldandı!
Zira ‘..Iyi bir amel ile diger bir kötuyu kariştirdilar…’ (Tevbe 102)

- ‘O kadar incesine aklim ermez.’ diyen akıllı aldandi!
‘Onlar dunya hayatini zahiren biliyorlar. Ahiret hakkinda ise hepten gafiller!’ (Rum 7)

- ‘Bu da bir şey mi canim, millet neler işliyor.’ diyen günahkar aldandı!
‘Ona kendi kazandigi,size de kendi kazandiginiz.Siz onlarin amellerinden sorulacak degilsiniz.’ (Bakara 134)
Lakin ‘şuphe yok butun yaptiklarinizdan mesul tutulacaksiniz!’ (Nahl 93)

- ‘Benim babam da haci.’ diyen evlat aldandi!
çünkü baksana dalgalar arasindaki inkarci oğlu icin yalvaran Nuh peygambere ne denildi: ‘Ey Nuh!.. O senin ailenden değil, cunku o, dürüst iş yapan temiz bir insan değildi. O halde hakkinda kesin bilgin olmayan bir şeyi Benden isteme. Onun kurtulmasi için dua ederek cahil bir iş yapmandan seni sakindiririm.’ (Hud 46)

- ‘Ben giybet etmiyorum ki, olani söyluyorum.’ diyen aldandi!
Zira Efendimiz bir gün soruverdi: “Bilir misiniz giybet nedir?” diye.
Ashab, “Allah ve Rasulu daha iyi bilir” dediler.
Efendimiz, “kardesini beğenmeyecegi şekilde anmandir” buyurdular.
Soruldu: “Ya söyledigimiz şey onda varsa?”
Cevap verdi Efendimiz: “Eger varsa onu giybet ettin demektir. Sayet soyledigin onda yoksa, bu zaman da ona iftira ettin demektir.”

- ‘Işlediysek biz işledik; azabini çeker diyetini öderiz.’ diyen bedbaht aldandi!
‘Yemin olsun! Rabbinizin azabindan onlara velev bir nefha, bir kıvılcım dokunuverse VAY BIZLERE derler!’(Isra 21)

Allah bizi aldananlardan eylemesin…

Amin…

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, NASİHAT, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Güvenmediginiz insanlara poz vermeyiniz!!

Yazan: goynemli Aralık 14, 2007

Güvenmediginiz insanlara poz vermeyiniz!!

Bu baslikta neyin nesi demeyin. Dikkatlice okuyup öyle yorum yapiniz. Artik cep telefonlari digital kameralar fotograf makinalari sayesinde bir kac kareyi yakalamak o kadar kolay ki. Herkesin elinde bir makina var. Belki yolda yürürken caddede giderken yüzlerce fotograf karesinde siz de yer aliyorsunuz.

Burada dikkat etmeniz gereken mevzu aileniz ve yakinizdan cevrenizde toplu cekilen aile fotograflari ile alakali. Tanimadiginiz insanlara asla poz vermeyiniz. Güvenmediginizi emin olamadiginiz garanti veremiyecek insanlara asla poz vermeyiniz.

Belki o anlik gafletle dügün bayram ya da piknik havasi ile toplu ya da anlik cekimler olabilir yasanabilir ya da saginizda solunuzda makinalarla dolasilabilir. Hatta kameralarla dolananlar olabilir. Kuzeniniz amcaniz dayiniz yada enisteniz olabilir. Aman dikkat. Artik nette aile fotograflari yayinlamak o kadar kolay ki…

senin icin fotografinin binlerce abazanin bulundugu sitelerde dolanmasi büyük bir facia olabilir. Ancak o fotograf karesini ceken kisi icin siradan bir eglence ve hobi olabilir.

ve bir gün ansizin tüm fotolarin denizde yüzerken, sahilde kosarken, ya da yemek yerken ya da ev ici giysilerinle bir kenar koltukta otururken ki pozlarin binlerce tanimadigin bay ya da bayanin begenisine sunuluvermis oluverir.

Akrabamdi enistemdi amcamdi yapmazdi böyle birsey demeyin. yaptiginda cok gec olabilir. belki aylarca farkina bile varmazsin. Hele ki birde video cekimleri ise youtube vs video sitelerinden cümle aleme duyuruluverir..

Aman dikkatli olun. Cevrenizde fotomakinasi ile dolananlarin makinalarinin kapali oldugundan emin olun. ellerinde gezdirmelerine müsade etmeyin. bosver ne olacak canim demeyin. Gerekirse o anki eglencenizi ya da bulundugunuz ortami terk edip bir kenara cekilin ama bir sekilde tepkinizi ortaya koyun…

tanimadiginiz ya da emin olamadiginiz insanlara asla poz vermeyin… velevki kardesin olsun. Namahremlik konusundaki hassasiyetinden süphelerin varsa ya da aklina soru isareti geliyorsa uzak durun. cekti ise de hemen sildirtin..

mahremiyet sadece basörtüsü takmakla bitmiyor.

Bu yaziyi neden kaleme aldim. Bir fotograf sitesinde rastladiklarim üzerine uyarmak istedim. basörtülü kadinlar sahilde dizlerine kadar eteklerini sivamislar aile pozlari vermisler. Belki de hic akillarindan bunlarin yayinlanacaklarini bile düsünmeden…

selam sevgi ve dua ile
ALINTI : piri reis

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, NASİHAT, TV, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Bir bayram günü

Yazan: goynemli Aralık 13, 2007

 

Peygamber Efendimiz, bir bayram günü


Peygamber Efendimiz, bir bayram günü, sokakta çocukların neşe içinde oynadığını gördü. Ancak içlerinden bir tanesi, yırtık ve eski elbiseler içinde idi. Diğer çocuklar gibi gülüp oynamıyor, bir kenarcıkta oturmuş ağlıyordu. Peygamber Aleyhisselâm onun yanına gitti.
“Niçin ağlıyorsun?” diye sordu. “Neden çocuklarla beraber oynamıyorsun?”

Çocuk, üzüntülü bir şekilde cevap verdi:
“Babam, falan savaşta Peygamber Aleyhisselâm ile birlikte savaşırken şehid oldu. Annem ise başka biriyle evlendi. Üvey babam beni evinden kovdu. Yiyecek, içecek, giyecek ve sığınacak bir yerim de yok. Analı babalı çocukların, böyle yeni yeni elbiseler giyerek oynamalarına imrendiğim için ağlıyorum.”

Resulûllah Efendimiz, çocuğun elinden tutarak şöyle dedi:
“Benim, senin baban olmamı, Aişe’nin annen, Hasan ve Hüseyin’in de kardeşlerin olmasını ister misin?”
Çocuk, konuştuğu kimsenin Allah’ın Resûlü olduğunu anladı ve sevinçle:
“Nasıl istemem yâ Resûlallah” dedi.
Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselâm çocuğu alıp evine götürdü. Onu yedirip içirdikten sonra, güzelce giydirdi. Çocuk sevinç içinde arkadaşlarının yanına döndü.

Diğer çocuklar onu gördüklerinde:
“Az önce ağlıyordun” dediler. “Sana ne oldu da sevinç içinde yanımıza geldin?”
Çocuk olanları anlatınca, arkadaşları ona şöyle dediler:
“Keşke bizim babalarımız da o savaşta şehid olsalardı ve keşke biz de senin gibi olabilseydik!”

Yazı kategorisi: BAYRAM GÜNÜ NE YAPILIR, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, Gündem, H.z MUHAMMED ( S.A.V ), TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | 1 Yorum »